Inatciligimin Getirdigi Sans




İnatçılığımın Getirdiği Şans


Daha evvel size yıllardır görmediğim idadi aşkımla yaşadıklarımı yazmıştım. Tabi ki daha sonra görüştük ve bir fazla kere beraber olduk bunları da size sırasıyla yazacağım. Ama başımdan geçen ilginç bir olayı anlatayım. Pazar günüydü ofiste tadilat olduğu için sabah evden çıkmış günlerden Pazar olmasının ve ofise gitmenin can sıkıntısıyla arabama binip yola koyuldum.




Akşam yağmur yağmış ve hala atıştırmaktaydı. Hava soğuk değildi ama tatlı bir serinlik, bir esinti vardı. Arabayla caddeden ofisin bulunduğu sokağa dönerken hiç ayrım etmediğim birkaç şahıs kaldırımda karşıya geçmek için bekliyorlardı tabi ben ayrım ettiğimde biraz geç oldu, yolda ki su birikintisine girmiştim ve yan yana duran 3 kişiden bana yakın tarafta duran kızcağızın üstüne bir hayli su sıçramış kız daha önde ve bana yakın tarafta olduğu için öbür iki kişiye su gelmesini önlemişti. Bir an tereddüt ettim yavaşladım gideyim dedim ama yapamadım durdum ve arabanın sağ ön camını açtım ben ne yaptım gibisinden alt dudağımı ısırıyordum. öbür iki şahıs bir kadın ve bir erkek kızın düştüğü duruma hafif gülümseyerek karşıya geçtiler .kız söylenerek arabaya yaklaştı ve


• Gördün mü yaptığını, kendinle gurur duyuyor olmalısın.


dedi kendimi tutamadım ve hafif gülümseyerek


• Ama ben yani şey yanlışlık oldu sizi ayrım etmedim


filan derken


• SALAK ŞEY


Deyiverdi ve ben bozulmuştum arabadan inip kızın yanına gittim ve


• Üzgünüm ama salak değilim. Ayrım etmediğimi söyledim. Fena bir vaziyet ama yine de salak deyip hakaret edemezsin. Çekip gitmedim ve üzgün olduğumu söyledim. Bir hatadır oldu, yapabileceğim bir şey varsa söyle…


• İşe geç kalıyorum ve bu şekilde işyerine gidemem. Üstümü değiştirmem gerek.


• Yapabileceğim bir şey varsa söyle, yok hala kızgın ve hala salak olduğumu düşünüyorsan ben gideyim ama gitmek istediğin bir yer varsa seni bırakabilirim.


• İş yerini arayıp geç kalacağımı söylemem gerek


Dedi ve cep telefonumu çıkarıp uzattım derhal telefonu aldı birkaç adım attıktan sonra numarayı çevirdi ve konuşmaya başladı başına gelenleri anlatıyordu bende de adamın biri diye bahsediyordu bu arada bende ofise ulaşamamanın verdiği telaşla bekliyordum. Emindim ki gelen ustalar ofisin kapısında beni bekliyorlardı. Konuşmasını bitirdi ve telefonu uzattı.


• Eee halledebildin mi


• Evet ama şimdi acilen eve gitmem gerek


• Seni götüreyim ama evvel ofise gitmem gerek bi 5 dakika arabada oturup beklersen seni bırakabilirim.


Öylece baktı ve peki dedi beraberce arabaya bindik ve ofise hızla geldik. Yolda bana


• Bu şekilde kullanırsan daha başına neler gelir diye söylendi


Kızdırmamak için hiç bişi söylemedim ve ofisin önünde durup yukarı çıktım. Tahmin ettiğim gibi adamlar kapıda bekliyorlardı. İkisi merdivenlere oturmuş biri cep telefonuyla konuşuyordu beni görünce hıh tamam geldi dedi


• Pardon üstat ya geç kaldım kusura bakmayın


Deyip kapıyı açtım ve içeri girdik mutfağın kapısını açıp çay demleyebileceklerini söyledim ve yarım saat içinde döneceğimi bir yere uğramam gerektiğini söyleyip bana ihtiyacınız olursa cep numaramı buraya yazıyorum deyip fırladım ofisten.



Aşağı indim ve arabaya bindim pardon deyip ne tarafa gideceğimizi öğrenip yola koyuldum. Konuşmuyordu, elinde bir buruşmuş bir selpak vardı ve elinde sıkıyordu yan gözle hafif hafif gözden geçiriyordum. 25 yaşında vardı yoktu ben deyim 25 siz deyin 27. Hoş bişidiZevce da kaç adet aslı varsa derhal tıkla ve gör.`, CAPTION, `Hemen Ara-Bul`);” onmouseout=”return nd();”> aslına bakarsanız. Üzerinde krem renk bir etek ak bir bluz ve ceket vardı. Boynunda fular bağlıydı. Boyu biraz daha uzun olsa hostes diyebileceğiniz bir cicilikte gösterişte bir kızdı. Sanki bütün hostesler muhteşem oluyor da. Bide hostes maceram var benimde oradan biliyorum. Her neyse



• Nerede çalışıyorsun



Diye ilk lafı ben attım İstanbul un kaliteli otellerinden birini söyledi



• Bak bu hiç aklıma gelmedi ben seni hostes zannettim


• Neden, sebep hostes zannettin


• Ne ilim kıyafetin belki, beklide hostesler fazla hoş ve zarif olur o yüzden



Hafiften gülümsedi. İlk kere gülümsediğini gördüm zaten bir saattir de gülmesi gereken bişi olmamıştı üstü başı rezil olmuştu.



• Peki niçin otelde kendinize yedek bir kıyafet bulundurmuyorsunuz.


• Aslında bulunduruyoruz iki takım kıyafetim var ve ben dün otelde ki temizleme servisinden ikisini de aldım.


• fazla konuşkan değilsin.


• Ne konuşabilirim ki


• Nerelisin örneğin


• İzmir


• Belli zaten


• Nereden belli


• İzmir li kızlar güzel olur


• Sana yine salak demimi ister misin



İşte bu lafıyla yamulmuştum ben onunla içten olmaya çalışıyordum o bana aksi davranıyordu.



• Tabi ki istemem


• O vakit benimle bu şekilde konuşma


• Nasıl konuşmayayım


• Yok hostes zannetmiş, yok İzmirli olduğumu anlamış yok İzmirli kızlar güzel olurmuş



Yamulmanın ikinci devresini yaşıyordum ve beni bu şekilde terslemesi bana ateş basmasına yetmişti. Yüzüm kızarmıştı, işin fena tarafı kızın üstünü başını rezil etmiştim ve bu suçluluk duygusu kıza aksi davranmamı engelliyordu. Normalde böyle bişi olsa onu yolun ortasında indirir basıp giderdim. Ha bide şu var ki normalde sebep benim arabama binsin ki…



Susup kös kös otomobil kullanmaya devam ettim, ara dizi yan gözle bakıyordum. Hala elinde ki selpak`ı yoğuruyordu. Bacaklarına ufak bakışlar atmaya başladım. Eteği diz üstündeydi ve sol bacağının üstünde yırtmaç vardı. Günün en iyi görüntüsü buydu. Bu kızı görünce insanın o otele gidip kalası geliyordu. Aklımdan fena fena şeyler geçmeye başladı. Yok dost acımayacaksın duracaksın yolun kenarına yumulacaksın. Ne güzelde dudakları var diye düşünürken



• Sağdan girelim



Dedi ve ben yani günün suçlusu tabi ki döndüm.


Üç dört surat metre sonra durmamı söyledi ve bende durdum.



• Derhal çıkacaksan bekleyebilirim


• Hayır taksiyle giderim artık.


Dedi ve indi.



Teşekkür bile etmemişti. Apartmana girip kapıyı kapatırken öylesine bir baktı ve apartmanın içinde kayboldu. Höt gibi kalmıştım ya. Tamam üstünü başını rezil etmiştim suçluydum bunu biliyordum da özür dilemiş ve üzgün olduğumu söylemiştim. Bir suçlu olarak da verilecek bütün cezalara razıydım ama ben bu cezayı yatakta filan çekmeyi tercih ederdim. Hoş bi kızdı ve yatakta bana ne isterse yapmasına ruhsat verebilirdim.



Tam oradan ayrılmaya başlarken o bacaklar o yırtmacın duruşu gözümün önüne geldi ve elimi penisime atıp rötuş ihtiyacı hissettim. İlerden dönüp biraz geride durdum ve bekleme başladım. Onu düş ediyordum. Bu iş bu şekilde bitmemeliydi. Düşündükçe daha da etkileyici bir hal aldı bu kız. Ben düş aleminde dolaşırken apartmanın kapısı açıldı ve aynı kıyafetin temiziyle yine gözüktü. Dönüp bakmadı bile, görmemişti beni. Derhal devinim edip camı indirdim ve beni görünce suratında ki anlatım çattık belaya gibi der gibiydi ve bana



• Bekleme taksiyle giderim demiştim.


• Binmek mi istersin yoksa yine su sıçratmamı mı?



Gülümsedi. İkinci kez gülümsediğini görmüştüm ve resmen bu gülümsemesi beni alıp bi yerle götürmüş ve bir daha art getirmemişti. İçim de bişiler oluyordu ve ben bu kızı şiddetli biçimde istiyordum. Hımmm mmmmm diye inlemesini istiyordum. Bu kızın inlediğini duymak onunla sevişmek istiyordum.



• Tamam suçluyum kabul ediyorum ama üzgünümde istemeyerek oldu ve ben bunu telafi etmek istiyorum. Bu kadar aksi davranmak zorunda mısın, zaten kendimi yeterince fena hissediyorum. Kaç kere özür dilemem gerekiyorsa dileyeyim. Yeter ki beni affet.



• Peki tamam aksi davrandım ama benim yerimde kim olsa aynını yapardı. Beklide daha fazlasını. Orada durduğunda sana basbas bağırıp kafana çantamı indirebilirdim ama yapmadım. Ve lütfen unutalım.


• Peki haklısın. Ama kendimi sana affettirmek istiyorum. Yoksa kendimi fena hissedicem.


• Tamam affettim seni


• Adın ne


• Sibel


• Sana aş ısmarlamak istiyorum



Tekrar gülümsedi ve havadan sudan bir hayli konuştuk. Bana telefonunu vermedi ama zaten bu otelde çalışan ve adını bildiğin birine ulaşmak ne kadar zor olabilir di ki. otele bırakıp ofise art döndüm, yaklaşık bir buçuk saatimi almıştı bu olay.



Ustalar çalışıyolardı ve odama gidip oturdum. Aklımdaydı. Şöyle bir detaylı düşündüm. Bacakları fazla güzeldi, ten rengi çorabın içinde fazla hoş bir görüntü veriyordu. Yüzü bebek gibiydi zaten, elleri ve bilekleri bileğindeki ince yalın zincir ellerinin ve bileklerinin zerafetine yakışmıştı. Apartmanın kapısını açarken eğilmiş eteği gerilmiş ve kalçası bütün hattıyla çıkmıştı ortaya. Ama külot izi yoktu. Acep külot giymiyor muydu. Odamda oturup bunları düşünüyordum ve penisim kas misli kesilmişti.



Kendime yargıç olamadım ve tuvalete gidip penisimi sıvazlamaya başladım. Onu düşünerek kendimi tatmin ediyordum. Kısa bir süre sonra boşaldım. Tuvalet kağıdı koparıp ortalığa bulaşan menileri ve penisimi temizledikten sonra çıktım tuvaletten. İnanmıyorum ya ben evliyim ve 31 çekerek kendimi tatmin ediyorum. Gerçi eşim 2 haftadır memlekette ama yine de 31 çekmek ağırıma gitmişti.



İki gün sonra ofiste oturuyorken kendi kendime arayayım mı aramayayım mı diye ikilemde kalıyorken dolabımı açıp hotelguide`ı bulup çıkardım ve otelin telefonunu çevirdim ve çıkan kıza Sibel hanım lütfen derken acep kaç adet Sibel var diye düşünüyordum. Telefondaki kız hiç bişi söylemeden beklemeye aldı ve belli ki bi yerlere bağlıyordu beni. Telefon açıldı. Çıkan kıza tereddütlü bir şekilde.


• Sibel hanım


• Sibel hanım yok nasıl muavin olabilirim


• Hımm ben Sibel in arkadaşıyım ne vakit gelir


• Bu gün öğleden sonra istikbal 3 te başlıyor mesaisi


• Peki teşekkür edim



Telefonu kapattığımda ayrım ettim ki elim penisimin üzerinde karıştırıp duruyor. Üff yan oluyoruz dedim kendi kendime. Oturup abes abes bakışlarla saatin 3 buçuk olmasın bekliyordum. Kendimi bir türlü alamadım onu düşünmekten. genç kız. Sevgilisi vardır mutlaka, arkadaşıyla beraber oturuyormuş öyle söylemişti. Arkadaşım dediği sevgilisi olmasın sakın. Kendi kendime düşünüp yorumlar yapıyordum. Nihayet saat 3 olmuştu ve ben yarım saat dahaZevce da kaç adet oya varsa derhal tıkla ve gör.`, CAPTION, `Hemen Ara-Bul`);” onmouseout=”return nd();”> oyalandım. Ve telefona sarıldım. Yine aynı şeyler ve ben telefonun bağlanmasını bekliyorum. Telefon açıldı ben yine tereddütle


• Sibel hanım


• Buyurun


• Hıh sen misin


• Pardon


• Bu gün seni aradım sabahtan yoktunda


• Tanıyamadım pardon


• Benim nasıl tanımazsın hani fazla kızdığın


• Pardon ya tanımadım


• Ya ama sana su sıçratan kaç adet salak şey var İstanbul da nasıl tanımazsın


• Hııı senmisin



İnsan telefonda gülümsediğinde ayrım edildiğini biliyor musunuz. Gülümsemişti ve ben ayrım etmiştim.


• Sen miydin arayan söylediler arkadaşın aradı diye ama


• Tabi senin fazla arkadaşın var ve kimin aradığını nereden tahmin edeceksin.


• Yok fazla Fazla arkadaşım olduğu söylenemezde



Dediğinde heyt be diye fırlayacaktım bana göre bu erkek arkadaşının olmamasına işaretti.



• Anladım ben daha arkadaşlık mertebesine ulaşamadım.


• Yani seni dost olarak düşünmedim. O yüzden seni tanıyamadım.


• Peki ne vakit gidicez.


• Nereye


• Yemeğe



Yine gülümsedi ve ben anladım bunu



• Sanırım bu gün gidemeyiz çünkü ben 23 te işten çıkıcam


• Ok seni 23:15 alırım otelin önünden


• Bak ben gidebiliriz demedim ki hem saat gecenin 11 de ne yemeği bu


• Ya olsun beklemeye tahammülüm yok kendimi sana affettirmem gerek ve sen buna ruhsat vereceksin dimi.


• Peki ama yani o saatte nerede ve ne yiyebiliriz ki


• Tamam bırak onu ben düşüneyim.



Telefonu kapatınca bağırmak geldi içimden. Beni istemeseydi bu şekilde davranmazdı, kabul etmezdi. Ya beni istiyor, yada fazla saf diye düşündüm.



Saatler geçmek bilmedi o otelde çalışıyordu ben burada vakit geçsin diye kuduruyordum. Akşamüzeri eve çıktım eve vardığımda nereye götüreceğimi ne yapacağımı planlıyordum. Ev girer girmez banyoya koştum bir duş alıp salonda televizyon seyretmeye başladım. Kafamı dağıtmaya çalışıyordum. Memleketteki eşimi arayıp hal hatır vs. konuştum ve yorgun olduğumu derhal yatıp uyuyacağımı söyledim. Çok aka bir operasyon içindeydim doğrusu birazda korku yok değildi. Açıkçası biri görür biri duyarsa hayatım altüst olurdu. Ama işin cazibesi büyük. Kim ne derse desin erkek eşi için çılgın divane olsa bile fırsat çıktığında yapmayacağı şey yoktur. Nerden mi biliyorum?. Kendimden tabii.



Saat 22:00 olmuştu ve zannettiğim kadar sıkıcı geçmemişti zaman. Giyinip kendime son bi kere aynada baktıktan sonra (yakışıklı bi adamım ben ya) evden fırladım hemen. Yarım saate kadar otele vardım ve hiç içeri girmeden otelin önünde beklemeye başladım otelin otomobil park edilen yerine bile girmedim. On onbeş dakika kadar sonra telefon açtım ve kapının önünde beklediğimi söyleyince biraz şaşırdığı anlaşılıyordu. Peki işim biter bitmez gelicem dedi. Geçmek bilmeyen dakikalar geçti ve otelin giriş kapısının yanındaki kapıdan gözüktü. İşte tam bu anda ölecektim az kalsın. Kalbimde çarpıntı başlamıştı. Acep onun için yaptığım planları bilse gelirmiydi.



Neyse sahile indik ve Sarıyer tarafına doğru yol almaya başladık. Havadan sudan konuşup üzerine gitmemeye çalışıyordum. İstanbul da sahile inen derhal herkesin bildiği lüks bir balık lokantasının önünde durduk. Sahibi de ünlü biriydi buranın. Buranın geç saatlere kadar aleni olduğunu biliyordum. Arabadan indik ve içeri girdik. Masaya oturunca



• Böyle bir yere geleceğimizi bilsem gelmezdim


• Sebep


• Önlüklü mektep çocukları gibiyim


• Abartma canım fazla hoşsun



Dediğimde gülümsedi. O gülümsediğinde bende eriyordum. Tam benim erimem biterken garson geldi ve bildik şeyler işte.



Bi hayli ısınmıştık birbirimize bana kızgınlığı da geçmişti sanırım. Ben inanamıyordum yaklaşık benden 4-5 yaş ufak fazla güzel fazla alımlı bir kızla sahilde aş yiyorduk. Hiç bişeyi reddetmiyor, benimle karşılıklı rakı içiyordu. İçki malum insana bir rahatlık ve beğeni verir. Sohbet ediyor gülüşüyorduk.



• Ben artık içmicem sarhoş olmak üzereyim.


• Olsun tatlım evini biliyorum ben seni bırakırım ama bişi söyleyeyim mi ben şimdi kendi evimi hatırlamıyorum


• Olsun sende bizde kalırsın



Deyip güldü ve ben orada koptum işte. Yarım saat sonra kalkmak için hareketlendik saat 3ü geçmişti. Lokantanın kapısından çıkarken elimi sırtına koydum ve oda elini belime atıp sessizce



• Baya baya içmişiz hııı


• Evet



Dedim sadece ben yine diğer bi yerlerdeydim sarılır gibi duruyorduk ağırlığını bana veriyordu.



Arabam gelince derhal evine doğru yola koyulduk. Evin önünde durdum



• Istikbal misin yoksa gidecek misin


• Bilmem sence


• Hadi gel



Dediğinde arabayı yanaştırıp merdivenlerde buldum kendimi. Merdivenleri ağır ağır çıkıyordu ve ben derhal arkasındaydım. Kalçaları bacakları her şeyi önümde merdivenleri çıkıyordu. Üçüncü kata geldik ve dairenin önünde durup çantasından anahtarları çıkarmaya çalışmasını izliyordum. Anahtarları bulup çıkardı ve kapıyı açmak için uzattı.



• Uğraşamıcam şimdi açarmısın



Anahtarları alıp kapıyı açtım ve içeri girdik. Işığı yakıp üstümüzdeki ceketleri çıkardık. İlk bakışta ev dağınık gibi gözüküyordu ama temizdi. Dağınıklık dediğimde genç eviydi işte. Koltuğa oturdum. O antrede bir şeyler yapıyordu. Kafasını uzatıp



• Kahve ister misin


• Evet fazla iyi olur doğrusu


• Nescafe yapıcam ama türk kahvesi yapamam şimdi



Dedi ve mutfağa doğru gitti. Arkasından bende mutfağa gittim ısıtıcıya su koyuyordu. Yaklaştım ve omuzlarından tuttum. Hafifçe kafasını çevirip baktı. Eğer isterse türk kahvesi yapabileceğimi söyledim. Başını çevirdi gülümsedi ve



• Türk kahvesi mi içmek istiyorsun


• Yok hayır sen içmek istersin diye söyledim.



Isıtıcının düğmesine bastı ve döndü içeri gitmek için dönmüştü. Umuzlarından tuttum ve kendime doğru çekip sarıldım ellerini belime koymuştu.



• Hala bana kızgın mısın yoksa affettin mi beni ?


• Kızgın gibi mi davranıyorum.



Dedi ve başımı art çekip elimle yanağından tutup dudaklarına doğru yaklaştım. Öylece bana bakıyordu. Dudaklarımı dudaklarına birleştirdim. O güzel dudakları öpüyordum ve dilimi dudaklarının arasından kaydırıp diliyle oynaşmaya başladım. Hiç tereddütsüz karşılık veriyordu ve gözleri kapanmıştı. Bir elim yanağında bir elim kalçasındaydı. Oldukça katı tam kıvamında kalçası vardı. Masaj yapar gibi sıkıyordum. öbür elimi de yanağından göğsüne indirdim. Göğüsleri fazla aka değil ama tazecik olduğu belliydi. Uçları da varla yok arasındaydı. Elimde zar zor hissediyordum uçlarını.



Onu kendimden ayırıp elinden tuttum ve kapıya doğru yönelttim. İçeri geçince halının üzerine derhal dizleri üzerine çöktü. Bende önünde ayaktaydım. Bluzunu çıkardım. Omuzlarından düşen bluz o harika omuzlarını çıkardı ortaya. Eğip öptüm omuzlarından. Kemerimi çözmeden fermuarımı açmış erkekliğime ulaşmaya çalışıyordu. Dayanması zor görüntülerdi. Koltuğa oturup elinden kendime doğru çektim ve kucağıma oturdu, üzerimde yaylanıp bir eliyle erkekliğimi düzeltip yavaşça üzerinde kaydı ve sanki bir yerine iğne batmış gibi ayhhh diye hafifçe bir inlemeden sonra tamamen bıraktı kendisini ve ben oohh fazla güzel bebeğim diye yanıt verdim.



Yavaş yavaş hareketlenmeye başladı, erkekliğimin üzerinde hafif hafif oturup kalkıyordu. Alt dudağını ısırmış kafasını geriye doğru atmıştı. Sarılıp sütyenini umuzlarından düşürdüm ve iki adet deniz kabuğunu andıran göğüsleri ortaya çıktı. Gerçektende tazecikti ve daha tam oluşmamış göğüs uçlarına kapandım hafiften. Mırıldandığını duyuyordum. Çok sakin yavaş yavaş sevişiyorduk. Ben sanki film seyreder gibiydim. Hareketlerini izliyor çıkardığı inlemeleri duymaya çalışıyordum. Ellerinden tutup kendime doğru çekip erkekliğimden kaldırdım. Koltuğa tutunmasını sağlayıp arkasına geçtim ve belinden yakalayıp kendime doğru çektim. Bir eliyle erkekliğimi hedefine yasladı ve ben tamamen kendime doğru çektim aynı sesi yine çıkarmıştı. Ayhhh evet diye inlemişti yine. Ben hızlı bir şekilde gidip geliyor kalçasına her yaslanmamda sap sap diye ses çıkıyor ve devamlı tempomuz artıyordu.



Bir elimle kalçasından tutarken bir elimle saçlarının içinden kafasını tutuyordum. O ise alnını koltuğa dayamış zor alıyor, bir elini girip çıkan erkekliğimde hissedebiliyordum. Ufak bir köpeğin çıkardığı seslere eş sesler çıkarıyordu. Bu çıkardığı sesler o kadar tahrik etmişti ki beni hızla kendimi ona kilitledim ve boşalmaya başladım. Erkekliğim içinde nabız gibi atıyor boşalıyordum. O vajinasını sıkıp bırakıyor aldığım zevki kamçılıyordu. Onunda titrediğini boşaldığını hissediyordum ve hala inliyordu. Kollarımı koltuk altından geçirip kenetledim ve kucaklayıp içinden çıkmadan kendini koltuğa bıraktım ama o derhal ayırdı kendini ve ayağa kalkıp odadan çıktı.



Ben yürek atışlarımın düzelmesini beklerken içeri geldi. Vajinasını üstüne bir peçete koymuş peçete akan sıvılardan ıslanmış vajinasına yapışmıştı. Yanıma oturup sönmekte olan erkekliğimi ağzına aldı ve temizledi ve elindeki peçeteyle kuruladı resmen. Kolumu omzuna atıp kendime yasladım. Omzunu okşarken yaklaşık bir yarım saat koltukta öylece oturduk. Tuvaletim gelmişti ve yanından kalkıp tuvalete doğru giderken arkamdaydı. Benimle beraber tuvalete girdi banyoya daha doğrusu. Klozetin kapağını kaldırdım ve tam işemeye başlayacakken elini erkekliğime uzattı ve ben tutabilir miyim dedi. Gülümsedim. Tuvaletim bittiğinde erkekliğimi hafif hafif salladı. Bende bişi yapacak sanmıştım ama sadece beni çişe tuttu. Elimi yüzümü yıkarken duş almak ister misin diye sordu. Seninleyse isterim dedim. Alçak bir küvet vardı. Perdelerini açtı ve musluğa uzandı. Suyu ılıştırmaya çalışıyorken ben arkasında kalçalarını seyrediyordum. Yumuşak hatları yumuşacık ak teni fazla güzeldi. Dönüp yüzüme baktı ve gülümsedi.



Küvetin içine adım attım ve elinden tutup dudaklarımı dudaklarına yapıştırdım. Ayaklarımda ılık suyu dudaklarımda harika sıcak ve yaş dudaklarını hissediyordum ve kendi ayırıp ılık suyun dustan akmasını sağladım. Ilık su üzerimizden akıp gidiyor ve biz öpüşüyorduk. Elime sabunu alıp vücudunda gezdirmeye başladım. Diz çöküp bacaklarının arasını sabunladım. Peçetenin kalan parçalarını temizledim. O ise yine kafasını geriye atmış yüzüne vuran ılık suyun göğüslerinden aşağıya süzüldüğünü görüyordum. Dudaklarımı vajinasına yaklaştırıp yalamaya emmeye başladığımda bacaklarının titrediğini hissedebiliyordum. Ara dizi birdenbire dizlerini kırıyor, düşecek gibi oluyordu.



Ayağını kaldırıp küvetin kenarına koydum ve kollarımı bacaklarını etrafından sarıp iki elimle kalçalarında yakaladım. O ise üzerimden uzanmış ellerini duvara koymuş, ağırlığını duvara vermiş, düşmemek için direniyordu. Ben bir taraftan onun hareketlerini izliyor bir taraftan ekşi tatlı vajinasının içine dil darbeleri atıyor klitorisini emiyordum. İyice sertleşmiştim ve ayağa kalkıp dudaklarından öptüm. Yorgun bir hali vardı ama bu beğeni yorgunluğuydu ve kulağına ağzına boşalmak istiyorum tatlım dediğimde diz çöküp erkekliğimi yalamaya başladı. Ellerini hiç kullanmıyor dik duran erkekliğime dil darbeleri atıyordu. Dudaklarını erkekliğimin ucuna dayadı, sanki öpüyor gibiydi ve ağzına aldı. Resmen başımı döndürmüştü. Erkekliğimin bir kısmı ağzındaydı ve o dilini öyle bir kıpırdatıyordu ki beni titretiyordu. Derhal gelmek istiyordum. Ağzına boşalmak istiyordum. Emiyordu. Yalıyordu. Bir elini yerden kaldırıp tetislerimi tuttu.



Sonuna kadar ağzına alıyor. Testislerimi okşuyordu. Resmen inletiyordu beni. Dizlerimi hafifçe kırdım saçlarına yapıştım ve boşalmaya başladım. Kendini art çekti ve suratına doğru bir parça meni fışkırdı ağzındakini diliyle dışarı doğru çıkardı ve devam et bebeğim deyip kafasını erkekliğime doğru bastırdım ve yine ağzına aldı. Diliyle erkekliğimin alt kısmını okşuyordu. Ayakta zor duruyordum ve o menileri yutmuyor ağzının kenarından akıp gitmesine ruhsat veriyordu. Daha fazla dayanamadım ve dudaklarını erkekliğimden ayırıp diz çöktüm yanına.



Ilık su hala üzerimize akıyordu. Küvete yaslanıp uzandım, üzerime çektim. Küvette yatıyorduk. Hiç konuşmadan elimi göğsüne atıp varla yok arası göğüs uçlarını iki parmağımla sıkıştırıp belirginleştirmeye çalışıyordum. Gözlerini kapamış başını omzuma yaslamış tahrik edici bir şekilde mırıldanıyor inliyordu. Başımı çevirip kulak memesini emmeye başladım. Bundan fazla hoşlandığı belliydi, sesi daha yükselmiş artık tamamen inler olmuştu. Elimi aşağıya kaydırdım ve kalçasına geldiğimde elimi geçirebilmem için kalçasını hafifçe yukarıya kaldırdı. Parmağımı kalçalarının arasına sokup art deliğini bulduğumda hafifçe gözlerini açtı ve onu incitmeden hafif hafif masaj yapmaya başlayınca gözlerini yine kapadı. Kulak memesini emiyor göğüs ucunu sıkıyor ve art deliğine masaj yapıyordum.



O ise inliyor, düzensiz bir şekilde soluk alıp veriyordu. Göğsümdeki elimle elini tutup klitorisinin üzerine getirdim ve o da derhal kendine masaj yapmaya başladı. Artık beğeni alabileceği her yer uyarılıyordu. Bu şekilde doruğa ulaştı titreye titreye. Suyu kapattım ve küvetten çıktım. O hala küvetin içinde yatıyordu. Kapının arkasındaki havluya uzandım. Ve üzerimdeki suları söyle bir sildikten sonra elinden tutup ayağa kalkmasına yardım ettim. Havluyla onu kurularken göğüslerinde su damlacıklarını dilimle aldım. Gülümsüyor ve ben bu kadar güzel gülümseyen ve gülümsediğinde bu kadar sevimli olan bir kadın tanımamıştım hiç.



Havluyu beline sarıp kapıyı açtım, arkasından sarılıp göğüslerini tuttum ve kulağına üşümesinler ben koruyayım onları dedim. Kenetlenmiş bir biçimde antreyi geçtik ve girdiğimiz oda onun odasıydı. Ufak bir oda, yatak, ufak bir masa ve bir gardrop vardı. Ortada kalan saha ancak iki kişinin zar zor döneceği kadardı. Yatağa oturdu. Burada yatmak ister misin dedi. Evet dedim ve yanına oturup dudaklarından öptüm. Yatağa uzandığımızda ancak sığabiliyorduk. Birbirimize yapışmış vaziyette koklaşıyor öpüşüyorduk. Dayanmak imkansızdı. Yorgun ve uykusuzdum, ama bu kız fazla ateşleyiciydi. Erkekliğim hareketlenmiş ve bu hareketlere karşılık bulmuştu. Bacağını hafifçe havaya kaldırıp elimi bacağının arasından geçirip parmağımla art deliğini bulmuştum. Hala öpüşüyor ve parmağımı art deliğinden içeri yollamaya çalışıyordum. Yatakta ayağa kalktı ve arkasını dönüp başımı bacaklarının arasına alıp yüzümün üzerine doğru çöktü. Erkekliğimi ağzına aldı. Ben bir yandan klitorisini emiyor bir yandan da parmağımla art deliğini zorluyordum.



Evet bu sabah anal yapacaktık. İnliyor mmmm mmmm mmmmm diye erkekliğimi ağzından bırakmıyordu. Üzerimden yana doğru indirdim ve yan yatırdım. Kafamı bacaklarını arasına soktuğumda bacağını havaya kaldırıp dizinden kırdı ve rahatça ulaşmamı sağladı. Vajinasına dimi sokup onu titretene kadar yaladım. Art deliğine yöneldim. Tertemiz ve mis gibi kokuyordu. Tiksindirici bir şey olmadığından art deliğine dilimle masaj yapmaya başladım. Sibel inlemeye devam ediyor o inledikçe ben daha fazla tahrik oluyor ve dilimle daha fazla baskı yapıyordum. Hadi artık lütfen dediğinde kendimi ayırdım. Surat üstü yatağa yatırıp kalçalarını yukarı kaldırmasını sağladım Sibel yastığa sarılmış yüzünü yana çevirmiş kalçaları havada bekliyordu. Parmağımı art deliğine getirip içeriye doğru ittim. Hiç direnmiyor aksine kendisini geriye doğru esnetiyordu. Parmağım art deliğinin içindeydi ve yavaş yavaş oynatıp çevirip gevşemesini sağlıyordum. Parmağımı çekip aldım ve erkekliğimi art deliğine yasladım. Sibel soluk almıyor nefesini tutuyordu.



Sakin ol tatlım soluk al dediğimde kendisini biraz salmıştı seni incitmeyeceğim tatlım dediğimde yavaş yavaş yükleniyordum. Kendisini istemeden de olsa sıkıyor girişimi zorlaştırıyordu. Üzerine doğru uzanıp hiç kıpırdamadan gevşemesini bekliyordum sırtını okşuyordum. Uzanıp ellerini geriye doğru çekip iki elimle ellerini belini üzerinde kenetledim kelepçeli gibi duruyordu. Bileklerinden tutup yavaş yavaş yüklenmeye başladım ve kalçasının üzerine sıkı bir şaplak attım. Şaplağın etkisiyle ne olduğunu anlamadan kendisini saldı ve birdenbire içine girdim. Resmen haykırdı. Hiç kıpırdaman bekliyordum. Kasılıyordu. Acıdığı belliydi. İnliyordu, lütfen dedi. Yavaş yavaş hareketlendim acıdığı belliydi uluyor inliyordu. Ellerini serbest bıraktım. Yüzünü yastığa gömmüş tırnaklarını yastığa geçirmiş belli belirsiz sesler geliyordu.



Arkasında sımsıkı bir deliğin içinde gidip geliyordum. Kalçaları, duruşu, inlemeleri beni fazla tahrik ediyor o hırsla hızlanıyordum. Yavaş yavaş alışmış beğeni almaya da başlamıştı. Daha hızlandım. Bu hepsinden farklıydı, beğeni ve keder iniltileri çığlıkları birbirine karışmıştı Sibel’in. Bense hızlı bir şekilde gidip geliyordum arkasında. Hadi artık hadi diye inlemeye başladığında benim içinde son noktayı koymuştu. O kadar tahrik olmuştum ki art deliğine boşalmaya başlamıştım. Ama hiç durmak istemiyor onu daha saatlerce bu şekilde inletmek istiyordum. Ama dayanmak imkansızdı. Art deliğini sıkıyor aldığım zevkten gidip gelemez olmuştum. Erkekliğimi içinden çıkarıp yarı yatağa yarı Sibel’in üzerine attım kendimi. Erkekliğim hayret verici bir şekilde kaskatı duruyordu. Sibel yatakta doğrulup eliyle erkekliğimle oynuyor sertliğine mana veremiyordu aslında bende öyle.



Uzanıp dudaklarının arasına aldı ve emmeye başladı. Aka zevk, sanki keder duyar gibiydim. Beni resmen inletiyordu, ne kadar emdi bilmiyorum ama resmen zevkle jülide keder duyuyordum. Şakaklarım zonkluyordu, devamlı titriyordum. Yine boşaldım boşalmasına ama tek damla meni zar zor gelmişti. Yanıma uzandı. Saate baktım saat sabahın 8:30 uydu ve işe gitmeliydim. Kalktım derhal duş alıp Sibel`in dudağından öptüm. Gözlerini açtı, işe gitmeyecek misin dedim. Saat 3`te dedi ve akşam gelicek misin diye sordu.



Gülümsedim ve derhal evden fırladım. Apartmanda kadının biri merdivenleri siliyordu. Kafasını kaldırıp bana baktı. Ben hiç yüzüne bakmadan apartmandan çıktım. En zor gündü işyerinde, uykusuz, yorgun. Akşamı zor ettim eve kendimi attığımda ayakta uyur haldeydim. Saat 12 gibi kalkarım deyip yattım. 12`de kalkmalıydım. Sibel beni bekliyor olacaktı…